Ana Sayfaya Ulasmak için Tiklayin
Sansa Deresi Derneği Forumu - deresanse@gmail.com
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 03, 2010, 07:40:58 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ara:     Gelişmiş Arama
463 Mesaj 293 Konu Gönderen: 141 Üye
Son üye: mustafa yılmaz
* Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt

Sima Xêr Amê Sita Derê sanse! Hün bi xêr hatin Sita Derê Sanse.!Sansa Deresi Sitesine Hos Geldiniz! Willkommen im Web seiten Sansatal

+  Sansa Deresi Derneği Forumu - deresanse@gmail.com
|-+  SANSA FORUM
| |-+  FORUMÊ SANSE
| | |-+  Zaza Birliği Önündeki Engeller (Alirıza Söylemez'ın yazısı, Aktarma)
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Bu Konuyu Gönder Yazdır
Yazan Konu: Zaza Birliği Önündeki Engeller (Alirıza Söylemez'ın yazısı, Aktarma)  (Okunma Sayısı 212 defa)
Haydar Şahin
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 10


Üyelik Bilgileri
Zaza Birliği Önündeki Engeller (Alirıza Söylemez'ın yazısı, Aktarma)
« : Ekim 24, 2009, 12:02:30 ÖS »

Zaza Birliği Önündeki Engeller

Alirıza Söylemez

1. Giriş
Yanlış ve tehlikeli anlaşılmalara yol verilmemesi ya da bilinçli böyle yorumlanmaması amacıyla şu açıklamayı gerekli buluyoruz:
1915 Ermeni Soykırımından sonra Erzurum, Diyarbekir, Malatya, Sivas ve Erzincan arasındaki bölgede yoğun olarak Zazalar yaşamaktadırlar. Koçkiri, Palu-Çewlig Direnişleri, Kemalisler tarafindan ezildi. Ardından Türk devleti, Dêsim’de Zaza Soykırımını yaptı. Aynı devlet, son 80 yılda sistemli bir şekilde sürdürmekte olduğu baskı, takip, kırım, zor kullanarak yapmakta olduğu asimilasiyon, uyguladığı terör ve baraj politikalarıyla Zazaları kökünden sökerek yurdundan kovmak istiyor.
Zazaların yaşadığı bölgelerde elbette başka halklardan insanlar da yaşamaktadır. Bu bölgeler doğal olarak onların da vatanıdır. Bu yazıda karşı çıkılan asla bu çeşitlilik değildir. Biz komşuluk hakkını ana-baba hakkı gibi kutsal biliriz. Bu yazının tek amacı: Zaza Bölgelerinde komşuluk hakkını kötüye kullananları deşifre ederek, kamuoyunu uyandırmaktır.
2. Dini Farklılıkların Bölmek İçin Kullanılması
Almanların Katolik, Protestan ve diğer inanaçlara mensup olmaları, Almanları; Türklerin Alevi ve Sünni olmaları da Türkleri bölmüyor. Dil, kültür ve ulusal çıkarlar sözkonusu olduğunda Almanlar da, Türkler de dini farklılıklarını bir kenara bırakıp, etnik kimliklerini temel alıyorlar. Bu işi yalnız Alman ve Türkler böyle yapmıyor, dünyanın tüm halkları bu kural çerçevesinde kendi kimliklerini gözetip koruyorlar.
Zazaların, Alevi ve Sünni inançlarıyla bir halk olduklarının bilincine varmaya başlamaları son yirmi yıllık bir olgudur. Böylesine geç uyanmanın çok sebepleri vardır:
a) Anatoloya’ya eğemen olanlar, son 500 yılda Sünni Zazaları, Alevi Zazalara karşı; yeri ve zamanı geldiğinde Alevi Zazaları da, Sünni Zazalara karşı kışkırtmış ve kendi çıkarları için kullanmışlardır. Bu süreçte Sünni Zazalar, Osmanlı-Kürt (günümüzde Türk-Kürt) İttifaklarınca, Sünnilik kullanılarak eğemen güçlere taraftar gösterilmiş. Buna karşın Alevi Zazalar da, sözkonusu bu eğemen güce karşı muhalefet, daha da kötüsü kanunsuz, eşkiya, yani illegal ve dini olarak rafizi, yani sapık gösterilmiştir.
Osmanlı-Kürt-Türk İttifakının, Zaza Halkının dini farklılıklarını kullanarak Sünni Zazaları, Alevi Zazalara karşı kullanma politikasi, son 500 yılda dönemin Sehyhülislamlarına, müftülerine özetle: “Kızılbaş gavurdan beterdir. Her kim ki bir Kızılbaş öldürürse, cennete girer. Kızılbaşın malı ve karısı, kızı helaldir. Kızılbaş mum söndürür, ana bacı tanımaz, anasıyla bacısıyla zina yapar.” v.b. fetvalar verdirilerek, Sünni Zazaların, Alevi Zazalardan uzaklaştırılması hep hedeflenmiştir.
Tüm bu yalan ve çirkin propagandalar elbette ki yer yer, zaman zaman etkisini göstermiş. Zazaca Dilinde okul ve özgür eğitimden uzak, dar düşünen Sünni Zazalar, önce Osmanlı-Kürt-İttifakı sonra Türk-Kürt-İttifakı tarafından rahat bir şekilde Alevi Zazalara karşı önyargılı hale sokulmuş, kışkırtılmış, kullanılmıştır.
Bu nedenle Sünni Zazaların da, Zazaların Birliği için geçmişi analiz ederek tamir etmeye başlamaları şarttır.
b) Diğer yandan son 500 yılda giderek kapalı bir coğrafyaya dönüşen Alevi Zaza yerleşim bölgesi, eğemen güçlerce dış dünyadan soyutlandırılmış, izole edilmiştir. İzole durumundaki Alevi Zazalar, Ermeni ve 19. yüzyıldaki Hiristiyan misyonerlerinin İncil ve İsa’yla birlikte bu bölgeye taşıdıkları bilgiler dışında, Alevi Zazalar mektep medrese yüzü görememiştir. Bu geri kalışlarının sonucu olarak özellikle Alevi Zaza ruhban kesimi çağa ve şartlara göre dini yenilikler yapamamış, dönemin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve sorunları çözecek bir fikir üretimi yapamamıştır. Bilgiden uzak kalışın, ekonomik baskının ve feodal yapının sonucu olarak Alevi Zazalar, aşiret kavgalarıyla bibirlerini kemirmiştir.
Türk-Kürt İttifakı, Dêsim Soykırımı sonrası oluşan Zaza kuşağı çeşitli sol fraksiyonlara bölerek parçaladı. Aşiretlerin yerini birkaç kişilik örgütçükler (solcu ve kürtçü) aldı. Ağırlıklı Zazalardan oluşturulan bu örgütçüklerin yularını hep Türk, ya da Kürt şefler elinde tuttu. Yani Türk-Kürt İttifaki,
1
bu Türk ya da Kürt şefler aracılığıyla Zazaları hem kontrol etti, hem de istediği yere yönlendirdi. Bu başarılı yönlendirme ve kontrol sayesinde, çeşitli Türk ve Kürt örgütlerinde bugün çoğunlukla Zazalar bibirine karşı savaşıyor.
Osmanlıdan T.C. devletine geçiş esnasında, İttihatçılar ve Kemalistler, Alevi Zazaların yiğit olmalarına karşın bilgiden yoksun, çabuk kışkırtılabilecek, kullanılabilecek, ucuza satın alınabilecek, kolay avlanabilecek bir yem olduklarının bilincindeydiler. İttihatçılar ve onların devamı olan Kemalistler, Ermeni Soykırımı esnasında Alevi Zaza Bölgelerinde, antikızılbaş propagandalarını durdurmuş, onun yerine “Elhemdülülahi hepimiz Müslümaniz”ı oturtmuş: “Gâvurları kovalım! Buralar size kalsın!” mesajını vermiştir. Sonuçta İttihatçılar ve Kemalistler, bu Soykırımda Alevi Zazaları tarafsız, seyirci, başsız yani her Alevi Zaza aşiretini kendi başına otorite, politikasız yani hedefsiz hale sokmayı başarmışlardır.
Sünni Zazalar, Ermeni Soykırımından on yıl sonra milli hakları için direnişe geçince, Kemalistler yine “Kızılbaşlık-Sünnilik Çelişkisi Kartını” çekmecelerinden çıkararak: “Şeyh Sait iktidara gelirse önce Alevileri kesecektir!” propagandasını Alevi Zazalar arasında yaymış. Kemalist devlet, bu propagandayla Alevi Zazalardan oluşturduğu milis güçlerini, Şeyh Sait Direnişçilerine saldırtmıştır. Irkçı Kemalistler, aldattığı Alevi Zaza milisler vasıtasıyla bu Zaza Milli Direnişinin yenilmesini başarabildi. Fakat Alevi Zazalar nerden bilsin ki, 10 yıl sonra sıra kendilerine gelecek?
Bu şekilde Alevi ve Sünni Zazalar arasındaki milli bağlar zayıflatılmış, aralarındaki uçurum daha da derinleştirilmiştir. Ardından gelen 1937/38 Dêsim Zaza Soykırımı sonucu Zaza Yurdu tamamen Türk devletince işgal edilmiştir. Bu işgalle Zazalar herbir yanıyla, herbir yönüyle son 80 yılda Türk sıkıyönetimlerince sürekli baskı ve takip altında kılını kıpırtadamamış, rahat bir gün görememiş; hayatta kalmanın ve çoluk çocuğunun derdine düşen halk, Zaza Milli Değerlerine sahip çıkamamış, yurdunu terketmeye başlamıştır. Alevi Zazaların İtikati, Zazaca Dili ve Zaza Kültürü aşağılanarak dejenere edilmiştir.
3. Devlet Terörü
Türk Devleti, çok bilinçli ve dolayısıyla çok yönlü ve demir disiplinle bir asimilasiyon uygulaması yaparak Zazaları türkleştirmede hiçbir şeyi tesadüfe bırakmamıştır.
Sonuç: 80 yıl sonra bugün Türk okuluyla asimile edilmiş, kimlik bakımından ne idüğü belli olmayan, kendi söylediğini ve yazdığını anlamayan; ne kendi anadilini ne de işgalcilerin (Türk, Kürt) dillerini anlayan, dış yüzeyi renkli süslü sözlere hemen kanan, yabancıların amaçları için ucuz aldanan ve radikal siyasete çabuk alet olan bir kitle ile karşı karşıyayız.
Alevi ve Sünni Zazaların, Zaza Kimliği konusundaki kafa karışıklıklarının temel nedeni burada yatıyor.
Türk devleti, açık terörüne paralel çok kurnaz ve dolaylı metotlarla şiddete dayanan radikal siyasetlerin her çeşidinin Dêsim Bölgesine girmesini dolaylı ve dolaysız olarak desteklemiştir. Zaza bölgesinde Alevi kesimde radikal solculuk, Sünni kesimdeki Palu ve Elazığ’da da sağcılığı körüklemiştir. Sağcı ve solcu kutuplara ayrılan Alevi ve Sünni Zazalar, aralarında oluşturulan antipati ve düşmanlık neticesinde tekrardan bibirlerinden uzaklaştırılmışlardır.
Zaza Bölgelerindeki solculuk da, sağcılık da, kürtçülük de devletin bilgisi ve insiyatifiyle uygulamaya sokulmuştur. Kaypakkaya’dan Öcalan’a kadar, Zaza Bölgelerinde Zazalara yabancı tüm örgütlerin arkasında Türk-Kürt İttifaki’nın olduğuna inanıyoruz.
Devletin amacı: Zaza Bölgelerindeki Zaza çoğunluğunu, bilinçli yaratılmış terörle Batı’ya ve Dünyaya dağıtarak yok etmektir. Devlet, dolaylı ve dolaysız olarak desteklediği solcu ve kürtçü örgütleri bahane aracı yaparak, Zazaistan’da yoğun işgal, uzun süreli ve sistematik terör uygulayarak Zazalara kök söktürmüş, ölenler ölmüş, kalanların önemli bir kesimi yurdunu terketmeye mecbur edilmiştir.
Devlet, Zaza ülkesinde çoğunluğu oluşturan Zaza nüfusunu azaltmak işinde çok başarı elde etmiştir. Devletin hedefi, Zazaları kendi vatanlarında azınlık statüsüne sokmak ve nihai olarak yoketmektir. Ancak henüz varmak istediği hedefe ulaşamamış. Bu nedenle devlet, gelecekte de Zazaistan’da radikal solcu, kürtçü ve dinci örgütleri kullanacak, Zaza Halkını vatanında azınlık hale düşürüp yokedinceye kadar teröre son vermeyecektir.
4. Dêsim’in (Zaza Halkının) İçeriden Kontrolü
1937/38 Zaza Soykırımı sonrasında, Türk devletinin ilgili kurumlari tarafından bazı Türk askerleri Dêsim’e yerleştirilmiştir. Bunlar Zaza bir kadınla evlenmiş, Tunceli’nin merkezine ve ilçelerine ikişer
2
üçer aile olarak yerleşmiş kalmıştır. Bunların, kendi bölgelerinde Zazalardaki sosyal hareketler ve siyasal örgütlenmeler konularında Türk gizli servislerine kuryelik yapmış olmaları muhtemeldir.
Ancak 1937/38 Zaza Soykırımından çok önce de Dêsim Alevi Zazaları arasına yerleştirilen Türk aileler vardır. Bunlardan biri Hozat’ta yerleştirilen Sarı Saltuklular’dır.
Bildiğimiz kadarıyla 1970’li yılların ünlü solcu şarkıcısı Rahmi Saltuk da bunlardan geliyor. R. Saltuk, tüm hayatı boyunca Türkçe şarkılar okumuş, Zazaca Dilinde bir tane şarkı dahi diline almamış, Zazaca konuşmaktan özenle kaçınmıştır.
Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezinden Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, “Anadolu ve Balkanlarda Sarı Saltuk“ adlı makalesinde Dêsim’deki Türkler hakkında, Dêsim’i avucunun içi gibi bilen, Alişer ve Seyrıza’nin tüm belgelerine ulaştığını ima eden Türk Albayı Nazmi Sevgen’den şunları aktarıyor:
„Tunceli’nin Hozat ilçesinin sekiz kilometre kuzeyindeki 2276 rakımlı Sarı Saltuk tepesinde aynı adla anılan bir makam bulunmaktadir. Tepenin güney ve güneybatısındaki Karaca ve Akviran (Akören) köylerinde Sarı Saltuk soyadını taşıyan bir aile de yaşamaktadır. Sarı Saltuk’a mal edilen kerametler sonucunda bu makam, bir adak yeri ve Kızılbaşlarca kutsal bir ziyaretgâh haline gelmiştir. Çevredeki köylüler, Sarı Saltuk’un gerçek mezarının burası olduguna inanmaktadırlar. Akviran (Akören) köyünde Sarı Saltuk ailesinden birine ait bir türbe ile yüzyıllık bir mezarlık bulunduğunu belirten N. Sevgen, bu mezarlıktaki eski mezar taşlarının yurdumuzun her tarafinda bulunan mezar taşlarıyla aynı olduğuna ve bunların yardımıyla Dersim (Tunceli)’deki mezar taşlarının Türk kültür ve folkloru bakımından aynı değer ve anlamı taşıdığına dikkat çekmektedir.” (bak. Nazmi Sevgen, “Sarı Saltuk ve Aiyos Spiridon”, Tarih Konuşuyor dergisi, S. 35, Aralık, 1966, s. 2922 )
Dêsim’de Sarı Saltuklar, Dêsim Alevi Zaza İtikadine uyum sağlamakla beraber ancak Bektaşilik yapmakta ve Türkçe konuşmaya özen göstermektedirler.
Açıklama: Zazalar bir birlik oluşturamıyorlar. Bunun bazı sebepleri şunlardır: Çünkü Zaza ülkesi işgal altındadır. Çünkü devletin ve Kürt örgütlerin zulmü var. Çünkü yıllardan beri devletin bir çeşit milis örgütleri olarak çalışan, devletin silahlı örgütlerin saldırmasına zemin (objektiv şart) hazırlayan sol örgütler var. Bunların yanısıra Dêsim’de doğan, Alevi Zazalarla aynı dini ve diğer sosyal yaşamı paylaşan, ve yıllardan beri Alevi Zaza Halkın kafasını karıştıran birçok kişi var. Bu kişilerin bir kesimi türkçülük ve diğer bir kesimi kürtçülük yapmaktadırlar. Bu yazıda iki şahıs üzerinde duracağım. Bunlardan ilki Cemal Şener. Bu şahıs açıktan türkçülük yapıyor. İkincisi Seyfi Cengiz. S. Cengiz, türkçülük yaparken, kürtçülük, komunistlik, sosyalistlik, dersimcilik, Kızılbaşlık, humanistlik, demokratlık, dünya vatandaşı vs. gibi maskeleri kullanıyor.
Cemal Şener ve Seyfi Cengiz, yıllardan beri Alevi Zazaları çalışma alanı seçerek yazıp çiziyorlar. Yazıp çizdiklerinin arkasındaki gizli emelleri şunlardır:
1. Alevi-Sünni Düşmanlığını kışkırtarak, Alevi Zazaları, Sünni Zazalardan uzaklaştırmak,
2. Alevi Zazalara, tahrif (manipule) edilmiş sahte bir tarih sunarak, kafa karışıklığını daha da arttırmak,
3. Bu sinsi nifaklarla Alevi Zazaları da bölüp paraçalamak,
4. Bölündükçe küçülen yurtsever Alevi Zaza potansiyelini kimliksizleştirmek,
5. Küçülen bu grupları birbirine karşı kışkırtarak, birleşmelerini engellemek,
6. Alevi Zazaları, birbirlerini yiyip bitirme ortamına sokarak, çaresiz ve hedefsiz hale getirmek. Toplumsal sorununa siyasi çözüm bulmasını engelleyerek yenilmesi ve türkleştirilmesini kolaylaştırmaktır.
Not: Kürt örgütleri de, Zazaları kürtleştirmek için aynı emellere sahiptirler. Kürt örgütleri de, Zazaları kürtleştirmek için türkçülerin kullandığı metotları kullanıyorlar.
5. Cemal Şener
Cemal Şener, Erzincan’da dünyaya geldiğini, Alevi olduğunu, pirlerinin Dêsim’den geldiğini yazıyor. Dêsim’de yaşayan Zazaca’yı da konuşan ne kadar aşiret ve hezbet varsa hepsinin Türkmen olduklarını; dolayısıyla öz Türk olduklarını propaganda ediyor.
3
C. Ş., Dêsim Zazalarını türkleştirmek için Alevilik maskesi altında Türk devletiyle çalışıyor. Şener, bu işte Soykırım neticesinde ve günümüze kadar sistematik olarak sürdürülen Türk devletinin zulmü ve baskısı sonucu Zazalarda oluşan derin hafıza kayıbını ve devletin sunduğu dev imkanları kullanıyor. C. Ş., yazdıklarıyla Alevi Zazalar arasında dini ve etnik kimlik konularında yoğun kafa karışıklığı yaratıyor. Kesin bir türkleştirmeye ulaşmak için Zaza Halkının kültürünü tahrif ederek çalışmak, C. Ş’in de başvurduğu metotlardandır.
Zaza Alevisi içinden çıkmış gibi gözükerek, Zaza Alevisi adına konuşmak; Zaza Alevisinin araştırıcısı gözükerek kuzu postunda bir bozkurttur C. Şener. Truva atının içine çoktan girmiştir. İçerden saldırmakta ve içerden Zazaca Dilini, Zaza Kültürünü kemirmekte ve Zaza Kimliğini öldürmeyi hedeflemektedir.
Böylesi sinsi, gizli bir zeminde çalıştığı için, zavallı durumdaki Alevi Zazaların, C. Şener’in, emellerini anlamaları son derece zordur.
6. Seyfi Cengiz
Ancak bu ikisinden en tehlikelisi Seyfi Cengiz’dir. Bu kişi de Dêsim doğumlu olmasına karşın, etnik kökeniyle bir Zaza değil, bir Türk’tür. Alevi Zazalar içerisinde üslenmiş ve Alevi Zazaları türkleştirme işi peşindedir. Alevi Zazaları, maddi ve manevi olarak sömürüyor. Tek adam olduğu halde kendine, Dersim Komünist Partisi, Dersim Sosyalist Partisi diyerek bir parti süsü yakıştırarak, aklınca güya büyük birşey olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Son çaba olarak S. C., Dêsim’de Türk ırkçıları tarafından katledilen şehitlerimizin ölüleriyle siyasi ticaret yaparak, bunu kendi siyasi çıkarı ve propagandası için suistimal ediyor. Onun yakından tanımayanlar ve saf olanlar da aldanıyor. 1937/38 Alevi Zaza Soykırımının derin acısını, komunist, sosyalist, devrimci maskelerle sinsice sömürerek Alevi Zazaları türkleştirmek için kullanıyor. (bak. „Dersim 1938’den dolayı devletten davacıyız”, (Dersim Forum, Dersim Site:
http://www.geocities.com/dersimsite/seyfimenu.html, ya da http://www.geocities.com/dersimsite/ındex.html )
S. C., 1980 lerde Avrupa’ya gelmeden önce Tunceli’nde kürtçülük yaptı. 1980’den sonra Alevilik ve Zaza Kimliği gündeme gelince çalışmalarını bu alana kaydırdı. Komunizmi, Kızılbaşlıkla ilişkiye sokmaya kalktı. Dünya halklarının komünist diktatörlükleri yıkma döneminde, S. C., işçi sınıfı ve bunu ezen kapitalist sınıfı yeniden keşfedip, kimsenin komünizmi kurmayı beceremediğini söyleyerek, kendisinin Dersim’de proletarya diktatörlüğü kuracağını iddia etti. Bu amaçla “Dersim Komunist Hareketi”ni hortlattı.
Köyleri yakılarak göçe zorlanan, sıkıyönetim ve gıda ambargosuyla eşi görülmemiş bir zulüm altında ezilen halkımız, Türk ve Kürt-PKK baskısı yetmiyormuş gibi bir de işçi sınıfı ve kapitalistler diye biribirini boğazlıyacak ve S.C.’i başına ‚Stalin’ diye geçirip proletarya diktatörlüğü kuracak. S.C. ve çevresi, bunun saçmalığını anlatanları, hiç utanmadan yalancılıkla suçladı (bak Desmala Sure).
Alevi Zaza kesimde kimse kendisine Kızılbaş demediği halde o, düşman çevrelerin hakaret anlamında kullandığı bu lafı halkımız için provokatörce kötüye kullanarak ideolojik propaganda malzemesi yaptı.
Bu işi yaparken, tüm türkçü solcuların yaptığı gibi o da, Alevi Zazaların kendi etnik kimliklerini ön plana çıkarmalarını ayıp, tabu ve en büyük günah olduğunu propaganda yaptı ve yapıyor. Komunizm-Kızılbaşlık, Marksizm, sosyalizm ağzını ve söyleme biçimini kullanarak örtülü bir şekilde türkçülük yapmaya devam ediyor. Bütün bu manevraların altında yatan asıl motivasyon S. C.’in Zaza düşmanlığıdır.
Aslında sağcı-solcu türkçü örgütler, türkçülük yaparken Zaza Halkı için S. C. kadar tehlikeli olamıyorlar. S. C.’i tehlikeli yapan onun Alevi Zazalar arasında doğup büyümesidir. Bu şekilde hile ve tahrif dolu politik taktikleri tanımayan birçok Dêsimli, S. C.’i “bizden biri” olarak algılıyor. Bizden biri görünerek türkçülük yapan S. C., Alevi Zazaları ruhsal, sosyal ve bilgi seviyeleri bakımından iyi tanıyor. Yürüttüğü örtülü siyasetlerde bu avantajları en verimli şekilde kullanmaya çalışıyor. Özellikle Türk okulu okumuş ve ancak hedefsiz, başsız ve aynı anda rejimle barışık olmayan Dêsimli kuşaklara hitap ediyor. S. C., bu kuşakların komunistlik çerçevesinde illegal örgütlenmelerini ve devletin silahlı güçleriyle çatışmalarını aşağıda kendisinden verdiğim alıntıda görüleceği üzere provake etmeye çalışıyor:
„Kimseye şiddete dayanmayan bir politik strateji sözü verilemez. TC gibi tepeden tırnağa silahlı, şiddeti fetiş haline getirmiş bir ordu-polis devletinde değişik biçimler altında silahlı direnişi veya silahlı kalkışmayı reddederseniz, koşullar ne olursa olsun bu yola başvurmayız
4
derseniz, iyi bilmelisiniz ki, ciddi bir siyasal varlık olamazsınız, (...) Daha açık konuşursak, benim kişisel fikrime göre, PSD’nin bir askeri kanada ihtiyacı vardır.”
(bak. S. Cengiz, „Dersim Sorunu nedir, ne değildir?”, Dersim Forum/Dersim Site 2005: http://wwwf27.parsimony.net/forum67890 , http://www.dersimsite.org veya http://www.geocities.com/dersimsite/seyfimenu.html)
6.1 Türk Devletinin Yerli Düşmana İhtiyacı Vardır
Türk devletinin yerli düşmana hep ihtiyacı vardır. Devlet, Doğu Anatoliya’da sistematik terör yaparken, iç ve dış kamuoyuna bu düşmanı göstererek kendisini haklı çıkarıyor. Devlet, aynı şekilde Doğu’ya ekonomik yatırım yapmamasının nedenini de, dolaylı yollarla Doğu’da yarattığı teröre bağlayarak rejimi haklı çıkarmaya çalışıyor.
Türk devleti, her ne kadar manipulasiyonlarla kurulmuşsa da, dünya kamuoyu karşısında legal bir statüye sahiptir. Sınırları içerisindeki illegal örgütleri takip etmesini ve onlarla savaşmasını, onları imha etmesini iç güvenliği ve iç meselesi olarak savunabiliyor. Hem bu illegal örgütlerin dolaylı olarak örgütlenmesine yol veriyor, hem de onlarla savaşıyor. Çünkü devletin illegal gözüken örgütlere ihtiyacı vardır.
Amaç: Bu illegal örgütler, devletle barışık olmayan halkları kışkırtabilmelidir. Öyle ki legal statüsünde görünen devlet, illegal ilan ettiği potansiyel düşmanlarını yok edebilsin. Bu çok uzun süreli bir iştir. Bu nedenledir ki 1937/38 Soykırımının ardından 80 yıl geçmesine rağmen Zazaistan’da, devlete düşmanmış izlenimi veren illegal örgütlenmelerin sonu gelmiyor.
Dünyada illegal örgütlenmelerde halkın uğradığı zararları mahkeme edebilecek hiç bir siyasi ve hukuki merci yoktur. İşte bu nedenle Zaza Halkının legal örgütlenmesi hiç bir zaman devletin yararına değil, her zaman zararınadır. Zazalar, Zaza Kimliği altında legal örgütlenebilirlerse, uluslararası insan hakları örgütleri, devletin Zazaistan’daki terörü karşısında tavır alacaklardır. Diğer yandan Zazalar, Zaza Kimliği altında legal örgütlenebilirlerse, legal örgütlendiklerinden, devlet terörünü yürütebilecek bir neden gösteremeyecek, terörüne son vermek ve legal örgütlenmelere verdiği zararları telafi etmek zorunda kalacaktır. Daha da önemlisi potansiyel düşman gördüğü Zaza Halkını yerinden yurdundan kovamayacaktır. Çünkü artık legal örgütlenmelere yapılan devlet terörüne karşı çıkan insan haklarını koruma kuruluşları vardır. Son yıllarda uluslararası hukuk mercileri, Türk devletini, legal kesimlere yaptığı insanlık dışı uygulamalardan ötürü bir çok defa yargılayarak cezalandırdı.
S. C.’in de, PKK’nın da, diğer sol örgütlerin de, Dêsim Alevililerini tekrardan illegal hale sokma çalışmaları, devletin bu bölgelerdeki terörünü sürdürebilmesi için, bu bölgelerde illegal örgütleri bahane edebilmesi ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
6.2 Zaza Düşmanlığı
S. C. Zazalara saldırısında:
„Zaza miliyetçiliği demokratik değildir. (…) Bucakçı, Ülkücü, İslamcı ve devletçi öğeler içermektedir. Entellektüel bakımdan son derece geri ve ilkeldir. Ahlaki ve etik değerlerden yoksundur.” diyor. (bak. S. C., „Zaza Milliyetçiliğinin Özellikleri”, internet:
http://www.geocities.com/dersimsite/seyfimenu.html veya http://www.dersimsite.org/seyfimenu.html)
Zaza Milliyetçiliği yenidir. Ancak S. C.’in istediği bu değildir. O, Zaza Halkı var olsun, Zazaca Dili ve Zaza Kültürü yaşasın, Zaza Milli Bilinci gelişsin ve demokratik olsun demiyor. Tam tersine, Zaza Milliyetçiliğini aşağılayarak gözden düşürmek yoluyla, tüm değerleriyle Zaza Halkını inkar etmenin gerekçelerini sıralıyor. Kurnazlığı ve iki yüzlülüğü burada gizlidir.
Yıllarca halkımızın sofrasını ve maneviyatını sömürmüş ve sömürmekte olan S. C., ‚bucakçı’ derken çok amaçlıdır. Bu şahıs, Türk devletini ayakta tutan ve Türk ordusunun emrindeki Kürt, Çerkez, Türklerin oluşturduğu gizli örgütlerin faşistliğini anlatacağına, Türk milliyetçiliğinin ırkçı ve faşist karakterini bildiği halde, bundan hiç bahsetmiyor. Ya da, bugünkü Kürt milliyetçiliğinin Türk milliyetçiliğinin bir taklidi olduğunu ve amacının mazlum Zaza Halkını inkâr ve yoketmeye çalıştığını yazmıyor.
Zaza milliyetçiliğinin tek hedefi, Türk ve Kürtlerin baskı ve zulmünden kurtulmaktır. Zaza milliyetçiliğinin hapishanesi mi var? Türk ve Kürt milliyetçileri gibi komşu halklara karşı baskı, inkârcılık, soykırım ve terör yapmış mıdır, yapıyor mu?
Türk ve Kürt milliyetçisi S. C., Türk faşizminin tüm pisliklerini bilerek Zaza milliyetçilerine yüklemesi bir tesadüf değildir. S. C. kendi çirkin karakterli Türk ve Kürt milliyetçiliklerini demokrat,
5
sosyalist hava estirip ve süsleyip pozitif sayması, buna karşın sadece özgürlük isteyen, baskı ve zulümden kurtulmayı amaçlayan Zaza Milliyetçiliğini de negatif göstermesi basit bir propaganda ve demagojidir.
S. C. ile Türk ve Kürt ırkçılarının paralel yürüttüğü bu propaganda ve demagojisi başarılı olursa, çaresiz ve şaşkın durumdaki Zazaların örgütlenip mücadele etmeleri için hiç bir şansı kalmaz. Zazalar bu şekilde Türkçü (homojenci) devlet zihniyeti içinde eritilecektir. Kürt milliyetçileri de aynı rüyayı görüyor ve hedefi de aynıdır.
Çok S. C.ler, Zaza Hakın başına musallat olmuştur. Cumhuriyet var oldu olalı, devletin açıktan yaptığı zulme paralel, S. C. türünden nice kişiler ve onların yaptığı propagandalarla Zaza Halkının nefes alması ve örgütlenmesi hep engellenmiştir.
S. C., yıllardan beri Zazalar arasında vaazlarını babadili Türkçe otursun diye Türkçe vermektedir. Var mıdır S. C.’in Zazaca bir yazısı? Solculuğu, komunizmi, humanizmi, demokratlığı v. s. hep Türkçe ve dolayısıyla Türkler için yapmaktadır. Zaza Halkının demokratik hakları için hiç bir söz sarf etmiş midir? O, elinden geldiği kadar Zaza tarihini, kültürünü dejenere ederek, Zazaların gözünde küçük düşürmeye çalışmaktadır.
Kim Türk ülkücüsü ve devletçisi? S. C. mi, Zaza milliyetçileri mi?
Türk Faşizmi Zaza entelektuellerin oluşmasına imkan vermiş mi ki, Zaza entelektuellerin sayısı artsın?
S. C. gibi şövenistler, Zaza aydınlarına destek verecek kapasiteye sahip değildirler. Onlar, “geri” ve “ilkel” zihniyete sahip olduklarından, Zaza aydınlarını “geri” ve “ilkel” göstermeleri şaşılacak bir durum teşkil etmez. Gerici ve ilkel olanlar, asırlar boyunca zulme ve soykırımına uğramış Zaza Halkı ve onun özgürlüğünü savunan Zaza aydınları değil, S. C. ve onun gibi sosyalist, komünist maskeli Türk milliyetçileri (TKP vd.) ile radikal sağcılardır.
S. C. azılı bir Zaza düşmanı olarak, Zaza Yurtseverlerini, “Ahlaki ve etik değerlerden yoksundur.” derken, Zaza Yurtseverlerine hakaret edip küçük düşürerek, türkçü görevini yapmaktadır. Bu şahıs, kendi ahlaki ve etik değerlerine göre kıyaslama yapıyor. Alevisi ve Sünnisiyle Zazalar iyi ahlak ve inanç sahibidirler. Birçok Zaza Yurtseverine misafir olup yardımını görüp, ekmeğini yediği halde, bu kadar nankörlük eden S. C. gerçek yüzünü gösterip nasıl bir ahlak sahibi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Doğrusu: S. C. deki ahlaki ve etik değersizlikler, çok şükür Zaza Milliyetçilerinde yoktur. Zaza Aydınları (ister Alevi ister Sünni olsun), S.C.’in yaptığı gibi, ekmeğini yediği, iyiliğini gördüğü insanlara ihanet etmez. Zaza Aydınları, onurlu, alnı açık ve başı diktir.
S. C. yazısının başka bir yerinde şöyla yazmış:
„Kendilerine “Zazacılar” diyenlerin kaç kişi olduklarını bilemezsiniz. (…) Kısacası hemen her yönüyle, bileşimleri, kişilikleri, çalışma tarzları ve diğer bakımlardan uzak durulması ve tecrit edilmesi gereken bir çevreyle karşı karşıyayız.” (bak. S. C., „Zaza Milliyetçiliğinin Özellikleri”, internet)
S. C.’in “Zazacılar” dediği kişiler Zaza Yurtseverleridir. Yani Zaza Halkının halihazırda var olan ışıklarıdır. O, “Zazacılar” sıfatlamasını yaparken, bilinçli olarak Zaza Aydınların kıymeti ve harbiyesini aşağılamaktadır. Ve ardından Zaza Aydınlarını öcü göstererek bunlardan uzak durulmasını ve daha da ileri giderek “tecrit” edilmesini öngörüyor. Çünkü ancak ve ancak Zaza Aydınları, Zaza örgütlenmesini yapacağından, Zaza Aydın Çevresi, Zaza kitlelerin gözünde aşağılanmalı ve kirletilmelidir ki, bir Zaza Örgütlenmesi olmasın. Türk devleti de aynen bunları istemiyor mu?
6.3 Kürtçülüğü ve Dersim Milleti Palavrasını Zaza Birliğine Karşı Kullanmak
S. C., bir ara kürtçülük yaptı. Küçük bir grupla Tekoşin adı altında siyasi çalışma yapanların çoğunluğu Alevi Zaza gençlerdi. Bu Zaza gençlerden birkaçı öldürüldü. Yine Alevi Zazalar acı çekti. S. C.’in kendisine ve Sarı Saltuklara hiçbir şey olmadı. S. C., arayış içerisindeki Zaza gençlerin enerjisini kürtçülüğe kaydırarak, „Zaza Davası”nın önünü tıkamaya çalıştı.
S. C. bugünse Dêsim Alevi kesiminin önünde “Dersimcilik” yaparken, arkasında da Kürt milliyetçilerine “Kürdistan Analizi” yaparak ortak çalışma yollarını aramaktadır (bak Rızgari Forumu).
1980’de Zaza Hareketi geliştiğinde, Zaza Kimliğinin aktuelleşmesini engellemek üzere panik içinde ‚Dersim’ propagandasını ve ‚Dersim milleti palavrasını’ attı ortaya. ‘Dersim’ propagandasının
6
altındaki esas amaç, burada yaşayan Zaza halkının varlığını, etnik kimliğini inkâr edip, haklarından mahrum etmek ve sonuçta yoketmektir.
Türk solcuları ve Kürt örgütleri de kasıtlı olarak “Dersim” adını kullanıp, bu adı, kendi siyasi çıkarları için propaganda malzemesi yapmaktadırlar. Birincisi bu bölgenin türklüğünü, ikincisi de kürtlüğünü ispatlamak işi peşindedir. Her iki kesim de, “Dersim” kelimesinin menşeyini kendi siyasi çıkarlarına uygun keyfi şekilde yorumlayarak, Zaza Halkının varlığını inkar ediyor.
S. C., ‘Dersim milleti palavrasını’ yayarken, ‘Kolhis, Tzan, Mamakan, Saltuklu’ gibi onlarca kelimeyi gelişigüzel birbirine karıştırıyor.
Zaza düşmanlığını yaparken bilerek birçok tarihi ad ve kavramı birbirine karıştırarak kullanıyor. Ad ve kavramları birbirine karıştırarak Zaza Halkının tarihini tahrif etmeye çalışıyor. Soykırım, takip ve baskıdan ötürü sinmiş, çaresiz Zazaların kafalarını daha da karıştırıyor.
S. C.’in, Zaza Birliğini engellemek üzere, Zaza kitlelere „Dersimcilik palavrası” kimliğini yutturmak için gelişigüzel birbirine karıştırarak kullandığı ad ve kavramlardan bir kesimi şunlardır:
„Manna-Mamakan,Tzan, Sin, Mandakuni, Amatuni, Khalmem, Cinliler, Moschiler, Saspirler, Salalar, Aramiler, Saltuklular, Muratsean/Maratsik, Asur veya Angle, Gel, Orontid, Bagarat, Varazhnun, Artsruniler, Gnuniler, Arzanene, Tsopk, Sophene, Sisak, Sisakan, Goltnetsi, Uti, Gardman, Gargar, Tsovdek, Kadmos, Gugark, Mokatsi, Korduats, Andzevatsik, Zawazan, Modern Zazalar, Part orijinliler, Kamsarakan, Khal Feratlar, Sasani orijinliler, Sason stoku, Vahuniler, Hurriler, Mamakanlar, Mardlar, Bagratlar Aspetler, Terler, v.d.” (bak. S.C., „Dersim’in Seceresi”, Dersim Forum/Dersim Site 2005: http://mamekiye.de veya http://wwwf27.parsimony.net/forum67890 veya http://www.dersimsite.org/seyfimenu.html)
En tehlikeli milliyetçilikler, tarihten bilindiği gibi, marksist-komunist örtüsü altında yapılan ezen ulus milliyetçilikleridir (Stalin, Mao, Polpot, v.d. yaptığı gibi). Türk komünistleri de Türkiye Komünist Partisi (TKP) olarak dünya komünist partilerinin kongresinde (Komintern’de) verdikleri raporda, Kemalistlerin Dersimdeki askeri saldırısının doğru olduğunu ve buradaki halkın gericilik ve ilkellikten kurtarılması gerektiğini savunarak, Dersim-Zaza soykırımında suç ortağı olmuştur.
S. C.’in marksizmi, sosyalizmi, devrimciliği de, ne kadar süslerse süslesin, temelinde örtülü ırkçı-şöven Türk milliyetçiliği olduğu artık açık biçimde ortaya çıkmıştır. Türk milliyetçisi olup solcu gözükerek yaptıkları marksizm, sosyalizm ve devrimcilikten Zaza halkı sadece ve sadece zarar görmüştür. 1970’ten sonra yurdumuzda türkçülük maskesi altında propaganda edilen bu ideolojiler ve siyasi eylemlerin halkımıza şimdiye kadar hiç bir yararı olmuş mudur? Hayır! Çünkü birincisi, bu ideolojiler halkımızın ulusal çıkarını dile getirmiyor; ikincisi ise bu örgüt yöneticileri hep yabancılar olmuştur. Bizim halkımız ise bunların deneme tahtası olmuştur.
S. C. Zaza kesimindeki siyasi örgüt eksikliğini fırsat bilip, beyinleri karıştırarak bulandırıyor. Siyasette de bu da bir karşı mücadele metodudur. Diğer yandan Zaza Kimliğini küçümseyip, buna karşı bir “Dersim milleti palavrası” ile aslı astarı olmayan bir uyduruk alternatif ileri sürüyor. S. C. ve onun gibi şöven, gerici çevreler bu sahtekârlığın yutulacağını ve Zaza Halkının özgürlük mücadelesinin böylece engellenebileceğini hesaplamaktadırlar.
Devletin kanunları başta olmak üzere tüm resmi kurumları, siyasi ve dini örgütler, sözde sivil toplum dernekleri, Bektaşi Tekkesi v.s. asırlardan beri halkımızın özgürlük mücadelesini engellemek için çalışmaktadırlar. S.C., bu Zaza düşmanı bütünün sadece küçük bir parçasıdır.
Fakat bu karanlık emelleri kursağında kalacaktır. Zaza halkı Alevisiyle, Sünnisiyle Türk ve Kürt zulmüne karşı mücadele edip hakkını alacaktır.
Ne yazık ki, bazı kardeşlerimiz samimi olarak halkımızı sevmelerine rağmen, S. C.’in, ‚Dersim, Dersim milleti, marksizm, sosyalizm, devrim’ adı altında yaptığı yalan, demagoji ve hilebazlığına aldanmış ve ona alet olup hamallığını yaparak kendilerini, ailelerini ve halkımızı küçük düşürmektedirler. Bu da bizi üzmektedir. Bu arkadaşlarımızın, birgün doğruları görerek uyanıp, halkımızın özgürlüğü için çalışacaklarını ümid ediyoruz.
6.4 Aleviliği, Zaza Birliğine Karşı Kullanmak
Devlet, 1990’dan itibaren sözde kürtçülüğü geriletmek içinmis gibi yaparak, Anatoliya’da Aleviliği konuşturmaya başladı. Türkçülerin amacı, Kürt milliyetçiliğine karşı Alevilik propagandasını yaparak, asıl hedef olan Alevi Zazaların türkleştirilmesini hızlandırmaktı. Türkçüler böyle çalışarak bir taşla iki kuş vurmaya şu anda da devam ediyorlar. 7
Devletin kasıtlı olarak Aleviliği konuştutmaya başladığı dönemde S. C., “Desmala Sure” dergisini çıkardı. Desmala Sure, Zazaca bir addır. Türkçe anlamı “kızıl mendil”dir. S. C., Sünni-Alevi Zaza Birliğine karşı kullanmak amacıyla Desmala Sure adının hemen altına “Dersim Komunist Hareketi” yazdırdı.
Son 500 yılda Osmanlı-Kürt ve Türk-Kürt İttifakları, Anatoliya’nın Sünni Halklarının kafasına, Dêsim İtikatini (Aleviliği), ‚ana bacı tanımaz’ iftirasını propaganda ederek “Kızılbaş” diye kafalara sokmuştur. S. C.’in oynamak istediği alan işte burasıydı. Kızılbaşlıkla ‚kızıl mendil’ arasında bir ilişki oluşturduktan sonra, Dêsim Alevi halkının “kızılbaş, kızıl komunist” olduğunu, provokatörce kullanarak Alevi ve Sünni Zazaların birbirine yaklaşıp birleşmesini engellemekti.
Amaç: Alevi Zazalarla Anatolya’nın Sünni Halkları arasındaki antipatinin azalmadan sürdürülmesidir. Eğer Alevi Zazaları, solcu gözüken çevrelerce de “komunist” gösterilebilirse, Alevi Zazalara karşı halihazırda var olan 500 yıllık önyargının kesintiye uğraması engellenmiş olacaktır. Çünkü bu önyargı biterse aynı dili ve kültürü sürdüren Zazaların bir birlik oluşturmaları kolaylaşabilecektir. Bu nedenle devlete göre Sünni Halklarla, Dêsim Alevi Zazaları arasında diyalog ortamı oluşmamalıdır. Anatoliya’nın Sünni Halkları, Alevi Zazalara karşı hep önyargılı kalmalıdırlar. Alevi Zazalar “komunist” gösterilmeli ki, Sünni Halklarla, Alevi Zazalar arasındaki uçurum daha da derinleşsin. Bu şekilde Alevi Zazalar izolasiyondan kurtulamayacak, Sünni Zazalarla birlik oluşturamayacak, ya türkleşecek ya kürtleşecek, ya da vatanını terk edeceklerdir. Tüm bunlara paralel Sünni gözüken Türk devleti, bu propagandalarla topyekün Sünni Halkları arkasına almış olacağından Dêsim’e daha çok terör, daha çok zulüm taşıyabilmek için ihtiyaç duyduğu objektiv şartlara (maddi zemine) ulaşmış olacaktır.
S. C., düne kadar komunist ve ateist gözüküp, marksizm gereği, dini afyon olarak anlatıyordu. Zaza Hareketinin doğuşundan bu yana, ‚sahte Alevi’ maskesini takarak, Zazalar arasındaki din farklılığını suistimal ediyor. Alevi ve Sünni Zazaların birliğini engellemek için ‚humanist Alevilik’ propagandası altında mezhep kışkırtıcılığı yapıyor. (bak. S. Cengiz, „Dersim Seyitleri /Dersim Ocakları”, internet: http://mamekiye.de )
Aşiret yapılarını koruyan bir halk, bir ulusal bilinçle birlik oluşturarak özgürlük mücadelesi veremez; dolayısıyla bir millet olamaz ve daima köle kalmaya mahkûm olur.
Bunu iyi bilen S. C., Dêsim aşiretlerine de el atarak aşiretçilik propagandasına başlamış. O da, bu işte ustalaşmış Türk ırkçılarını örnek alarak, onların çalışma tarzını aynen tatbik ederek, Zazaların feodal yapılarını teşvik ediyor.
Tarihimizde sonu gelmeyen aşiret kavgalarıyla, halkımız birbirisinin kuyusunu kazarak gelmiştir bugüne. Alevi Zazalar, bu feodal yapıyı aşamamış olduklarından Qoçkiri Direnişine destek veremediler. Gene Alevi Zazalar, feodal yapıyı da aşmış olsalardı, Seyh Sait Direnişçilerine Türk milisi olarak saldırmazlardı. 1937/38’de Türk saldırılarına karşı, birliğin sağlanamasının en büyük nedeni aşiret zihniyetiydi. Aşiret zihniyeti yerine tüm Zazaları kapsayan bir Zaza Milli Duygusu oluşmuş olsaydı, 1937/38 Zaza Soykırımı yapılamazdı. Yapılsaydı bile sonuçları, sistematik olarak sürdürülmekte olan beyaz katliam serisine dönüşmezdi. Bu nedenlerden S. C.’in, Zazaların hep yenilgisine sebep olan aşiret düşmanlığı zihniyetini ve bu zihniyetin sonucu olarak Zaza feodal bölünmüşlüğünü tekrar canlandırıp, Zaza Birliğine karşı kullanmaya çalışması bir tesadüf olmayıp, bilinçli ve düşmanca bir karşı mücadele planıdır. (bak. S. C., „Aşiret Aşiret Dersim” ve „Dersim Aşiretleri“, Dersim Forum, Dersim Site 2005: www.dersim.biz , http://mamekiye.de)
6.5 Zaza Milli Kimliğini Ayıplamak
Sürekli maskesini değiştiren S. C., sosyalist dünya vatandaşı havasında dil ve milli kimlik konularında şunları yazmış:
„Dersim’de konuşulan dili/dilleri ve etnik orijinleri/aidiyetleri öne çıkarmak sağlıklı bir yöntem değildir.“
(bak. S. Cengiz, „Dersim Sorunu nedir, ne değildir?”, http://mamekiye.de , http://wwwf27.parsimony.net/forum67890 )
8
Neden? Çünkü sosyalizmde bunlar ayıptır. Sosyalizmde yalnız ‚işçi sınıfının dili’nden, ‚devrimin dili’inden, yani ezen ulus dilinden, diğer bir deyişle ancak Türkçeden, Türk solcu ve devrimcilerinden sözedilebilir. Ancak Zazalardan söz etmek büyük günahtır. Çünkü S. C.’e göre Zaza Davası aktuelleşirse Türkçülük zarar görebilir. Çünkü Zazaların kendi dillerinden sözetmesinin, Türk solcuların solculuklarına ters düşmesi yeni değildir. Bunu Mustafa Suphi ve Nazım Hikmet’ten tutun, şimdiye kadar tüm Türk solcuları yapıyor. Bu nedenlerden ötürü kendini sosyalist göstermeye çalışan S. C.’in de, bizim Zazaca Dilimize ve Zaza Kimliğimize sahip çıkmamıza karşı durması şaşılacak bir durum değildir.
S. C.’i anlamak hiçte zor değildir. Zaza değil ki, Zazaları ve „Zaza Milli Davasını” savunsun. Kendisi Sarı Saltuk Türküdür, dolaylı olarak devletini ve kimliğini savunuyor, fakat Zaza halkına karşıdır.
Sarı Saltuk Türkleri kendilerini, Alevi Zazalar bölgesinde türkçü misyöner olarak görüyorlar. S. C.’in, soyalist, humanist, dünya vatandaşı gözükerek, Zaza Milliyetçiliğine saldırması bu türkçü misyonunun bir gereğidir. (bak. S. C., „Zaza Milliyetçiliğinin Özellikleri”, internet)
Bu nedenle diyoruz ki, bölüp parçalama yoluyla küçücük parçalara ayrılarak, rahat yutulur lokma haline sokulmaları Zazaların kaderi olmaktan çıkarılmalıdır. Feodal zihniyetli parçalamalara karşı çıkıp, hain planları boşa çıkarmalı ve buna fırsat vermemeliyiz. En önemlisi bize düşmanlık güden unsurları iyi tanımalı ve tecrit edip dışlamalıyız.
6.6 Kemalist Propagandalara Yeni Elbiseler Giydirerek Yaymak
Hatırlatma: Irkçı-faşist Kemalistler, Koçkiri Direnişine, Şeyh Sait Direnişine, Dêsim Direnişine önderlik yapan tüm şahsiyetleri „zır cahil“, „ilkel“, „gerici“ ve „eşkiya“ diye ilan ettiler. Kemalistlerin politikacıları, dincileri, yazarı çizeri, profesörleri hep bir ağızdan „O bölgede gerici, çapulcu ağalar ve eşkiyalar vardı. Devletin, Dêsim’i bu gericilerden temizlemesi gerekiyordu.“ diye yazarak, aradan 80 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de Dêsim Soykırımını haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Aynı Kemalistler, daha önce de bir Zaza milli direnişi olan Palu-Çewlig/ Şeyh Sait Direnişini de „irtica hortlaması“ dolayısıyla „gerici“ ilan etmiş, Alevi Zazaları, Sünni Zazalara saldıracak derecede kışkırtmıştı.
S. C. de, aynı yöntemleri, kulağa hoş gelen beylik kalıpları kullanarak sosyalistlik maskesi altında yapıyor. Bir yığın uyduruk çirkinliğin yanısıra, Zaza Kimliğine sahip çıkanlar hakkında şunlari yazmış:
„Zamanımızı ve enerjimizi en geri unsurlara harcama lüksüne sahip değiliz. (…) bize başka adlar yakıştırılması cehaletin belirtisidir, en kötü cinsten bir kültürsüzlüğün, geriliğin ve fanatizmin ifadesidir.” (bak. S. C., „Zaza Milliyetciliğinin Özellikleri”, internet)
Birçok Alevi Zaza giderek türkçü solculuğun, bir türkleştirme tuzağı olduğunun farkına vardı. Bunlar, türkçü ya da kürtçü solculuğu gün geçtikçe daha da kalabalık bir şekilde terkediyorlar. Büyük zevkle kendi anadilleri Zazaca ile yazıp çiziyorlar.
Amaçları:
a) Zaza Halkını legal olarak örgütlemek.
b) Alevi ve Sünni Zazaların birliğini sağlamak.
c) Modern medyayı da kullanarak anadilimiz Zazaca’yi ölümden kurtarmak.
d) Zaza Kültürünün 1937/38 Dêsim Soykırım öncesi orjinalitesini yakalamak.
e) Zaza Halkını, Türk-Kürt asimilasiyonun pençesinden kurtarmak.
Zaza düşmanı S. C.’i rahatsız eden işte bunlardır. Bu uyanan Zazaları, S. C. de, Kemalistlerin türkçü politikacıları, dincileri, yazarı çizeri, profesörleri gibi, „cahil, „gerici“, „fanatik“ ve dolayısıyla „kültürsüz“ olarak damgalıyor.
Kendilerine demokrat ya da sosyalist süsü veren türkçüler, yer ve mekana göre, kışkırtmalar için gerekiyorsa Türk Milliyetçiliğini eleştirirler. Türkçüler, amaçları için zaman zaman Türk Milliyetçiliğini “faşist” ve „şoven“ gösterebilirler. “M. K. Atatürk’ü bu faşistliğin şovenistliğin dışında tutarak, onu temize çıkarmaya çalışırlar. Anatoliya’da Türk Milliyetçileri, insan haklarını ihlal edince, “Atatürk böyle yapmazdı.”, „Atatürk aleviydi.” ya da „Atatürk olmasaydı, Celal Bayar Dêsim’de tek bir insan sağ koymazdı.” v . b. gibisinden propagandalarla, Dêsim Zaza Soykırımının başsorumlusu ve imzasıyla emretmiş bu kişiyi temize çıkarmaya çalışırlar.
S. C. de, M. K. Atatürk’ü temize çıkarma konusunda aynı yöntemi kullanarak şunları yazmış:
9
„Mustafa Kemal’in imzasını taşıyan Amasya Protokolü (1919)’nün gizli bölümlerinde Dersim’in otonomi talebinin tanındığına ilişkin duyumlarımız vardır.” (bak. S. Cengiz, “Dersim Sorunu nedir, ne değildir?”, internet)
6.7. Sahte Bir Tarihle Asıl Hedefi Şaşırtmak
Uyduruk secere yazıcısı S. C., aslı astarı olmayan bir „Dersim miletini“ ispatlamak için Ortaçağı aşarak Antik Çağa geçmiş. Anatoliya, Kafkasya, Balkan, Doğu Avrupa, Yemen ve Sudan’a kadar tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan İran üzerinden Çin’e gitmiş, gelmiş. Bu ülke ve diyarlarla bir yer yani coğrafya adı olan „Dêrsim“ adı arasında ilişki kurmaya çalışmış. „Dêrsim“ ya da “Mamakiye gibi adlardan hareketle , -sanki böyle birşey varmış gibi yaparak- bir „Dersim milleti“ palavrasını yaymış bulunuyor.
Zaza Kimliğinin ön plana çıkmaması, aktuelleşmemesi için Thomas Artsruni, Adontz, Kadri Kemal Kop, Hüseyin Hüsamedin, Moses Khorenatsi, Hubschman, Toumanoff, Thomson, Procopius, Agahitas, Heredot, Xenophon, Strabo, Pliny, Evliya Celebi, Hamer, Minorsky ve gelmiş geçmiş tarihçilerin anlattıklarını amacına uygun dejenere ederek uyduruk bir etnik kimlik yaratmaya çalışıyor.
O, bu kaynakları okumamış bile; okusa da bunu anlayacak bir kapasiteye sahip değil. Sadece okumuş diye göstererek, diğer Türk ırkçılarının yaptığı gibi sadece sıralıyarak, sahte bir ciddilik intibası vermeye çalışıyor.
Bu şekilde uydurduğu sözde tarihle, Dêsim halkının kökenini bazen Pontus Rumlarına, ad benzerliğini kullanarak, kelime oyunlarına baş vurarak bazen Tzanlara (Lazlar), bazen Colchislerle (bazı tarihçilere göre Karadeniz Kıyılarındaki eski Yun bazılarına göre Tatar kolonileri) ilişkiye sokuyor. (bak. N. Ascherson, „Schwarzes Meer“, Suhrkamp Verlag, Berlin 1998)
Dersim’in nerede olup olmadığı hakkında S. C.’in yalanlarına kısaca bir göz atalım. Bir yerde şöyle yazmış:
„Kısacası Dersim adı, kaynaklarda eski bir Pontus ve Colchis kavmi olarak anılan bir halkın adıdır.“
Biraz sonra da “Tzanica (Eski Dersim) dir.” diyerek o anda ağzına geleni geveliyor.
Üçüncü bir yerde de bir başka keyfi uydurma:
„Erzurum merkezli Saltuklular Beyliği’nin hudutlarının kabaca eski Tzanica ile örtüştüğü söylenebilir. Saltuklular Beyliği; Kars, Pasinler, Erzurum, Gümüşhane, Oltu, Tortum, İspir, Bayburt, Tercan ve modern Dersim’in önemlice bir bölümünü içeriyordu ki, bu sınırlar yaklaşık olarak antik Tzanica (Çanestan)‘nın da sınırlarıydı.” diye yazmış. (bak. S. C., “Dersim’in Seceresi”, internet)
S. C., bazen Tzanları Satuklulara, bazen Çinlilere bağlıyor; yer yer Partlara, Sasanilere, Pavlakilere bağlıyor. Bir yandan Mamekiye’yi, Khalmem ve Khalferat adlarındaki ses benzerliğini kullanarak Mamakanlara bağlıyor. „Mamik-Konak Rivayeti”yle Khalferat ve Khalmem’i ve bu iki ada yaslanarak “Dersim milleti”nin kökenini Çin’e götürüp, tekrar Anatoliya’a yani Dêsim’e götürüp yerleştiriyor. Diğer yandan Dêsim’deki halkların adlarını sayarak, “Dêrsim mileti”nin, tüm bu halkların ortak ürünü olduğunu ve buna rağmen tarih tarafından çok iyi tanındığını ve gene buna rağmen ayrı saf bir halk olduğunu ve en önemlisi bu halkın etnik adının „Dersim milleti“ olduğunu; kendisine bir tarihçi pozu verdirterek coğrafyamızda gelmiş geçmiş tarihçilerin yazdıklarını, kelime oyunları ve ses benzerlikleri yardımıyla bozarak amacına uygun hale sokmaya çalışıyor. S. C.,
„Çaldıran’da ve sonrasında Kürtler ve Zazalar Kızılbaşlar’a ve Dersim’e karşı Osmanlı’nın müttefikleri oldular.”
cümleleriyle, Sünni Zazaları, Osmanlı Türk-Kürt İtifakının cephesine dahil ediyor. Fakat S.C.’in buradaki hedefi doğruyu yazmak değil, Alevi-Sünni düşmanlığını kışkırtmaktır. Bunu yaparken gerçekleri saptırmakta ve yalan söylemektedir. Çünkü:
Şah İsmaile karşı savaşanlar kimlerdi? Türk ordusu kimlerden oluşuyordu? Türk ordusunun baş gücü Bektaşi yeniçerilerdi. Buna Bektaşi ve misyoner olan Sarı Saltıklılar da dahildir. Çünkü kolonizatör Sarı Saltıklı Türkler de Anadolu ve Balkanlarda yerli halklara karşı savaşarak toprak zaptediyordu. Türk Bektaşiler, Bektaşi yeniçeriler Osmanlı tarihinde daima devletin sağ kolu olmuştur. Bu harpte
10
7’den 70’e kadar büyük kısmı Alevi Zaza olan 40.000 kişinin kafasını kılıçla kesenler kimlerdi? Bektaşi yeniçerilerdi!
Zazaların ve Doğu Anadolu’nun sünnileştirilmesi ancak bu harpten sonraki döneme rastlar. Dersim dağlık yöre olmasaydı, burası da sünnileştirilmişti.
S. C. de, bu işte son 500 yılda Osmanlının kullandığı ve Türk devletinin de halihazırda kullanmakta olduğu klasik yöntem olan Alevi-Sünni Düşmanlığını öne çıkarıyor. Amacı mezhepleri kullanarak Alevi Zazaları, Sünni Zazalara karşı kışkırtmaktır. (bak. S. C., „Çaldıran’dan 38’e Dersim Davası”, internet)
S. C., bilerek karışıklıklar yaratıyor. Çünkü karmakarışıklıklar tahrif etmek (bozmak) için lazımdır. Amaç: Karmakarışıklıkların oluşturduğu tahriflerle, Alevi Zazaları, Sünni Zazalara karşı ve Sünni Zazaları da, Alevi Zazalara karşı kışkırtmaktır. Bu kışkırtmalarla, gelişmekte olan Zaza aydınlamasını ve bilinçlenmesini durdurmak ve gelişmekte olan Zaza Birliğine engel olmaktır.
6.8. Kimliksizleştirerek Türkleştirmek
„Dersim Sorunu ne Kürt ne de Zaza Sorunudur. Dersim Sorunu Başka, Ermeni Sorunu Başkadır” diye yazan S. C., örtülü bir şekilde türkçülük yapıyor. Çünkü o „Dersim ne kürttür, ne de Zaza’dır, diyor. Ermeni Soykırımndan sonra buralarda Ermeni kalmadığına göre Ermeni de değildir.” demek istiyor. Pekiy geriye ne kalıyor?
S. C.: „Dersim adı da, tıpkı Türk, Kürt, Zaza, İngiliz, Alman ve diğerleri gibi etnik bir addır.” diye yazarak, Dêsim cografyasında yaşamakta olan milletin adını Dersim mersim koyuyor, ancak varmak istediği hedef şudur: Alevi ve Sünni Zazalar birleşmemelidir. Alevi Zazalar, Sünni Zazalardan tamamen koparılırsa, ancak o zaman Dêsim Zaza olmaktan kurtarılacak ve türkleşecektir.
Siyasi sahtekar S. C.’in bir uydurması da şöyle:
„Vonones II‘den sonraki Part kıralı Vologases I (Valars, M.S.51/52-79/80)‘dir. Onun kardeşi Pacorus Medya (Azebaycan) kıralı, diğer kardeşi Tiridates ise Kırmanciye kıralı idi.” (bak. S. C., “Dersim’im Seceresi”, internet 2005)
S. C., Zaza Milleti’ni sahipsiz bulmuş. Ne kadar çok duyulmamış kelime ve kavramı bir araya getirip ses benzerliklerini kötüye kullanabilirse, yani ne kadar çok laf üretebilirse, milli bilince ulaşamamış kesimlerde o kadar tesirli kafa karışıklığı yapabileceğini bilerek, ağzını açmış, gözünü yummuş, atıyor.
„Kırmanciya Beleke“ kavramı başkalarının Ermenistan dediği bu coğrafyanın bir grup halkın müşterek vatanı olduğuna işaret ediyor.”
S. C., yazılarında bu cümle gibi cümleleri bilinçli kullanıyor. Dêsim’de yaklaşık 30 adı sayarak bunları güya ‘etnik’ olduğunu saydıktan sonra „bir grup halkın müşterek vatanı“ derken, Dêsim’de Zazaların çoğunluk olmadığını ispatlamak derdindedir.
Oysa „Kırmanciya Beleke“ S. C.’in propaganda ettiği üzere, Alevi Zazalarca Dêsim’in çok milletliliğini anlatmak için kullanılmıyordu. Yaşlı kuşağımızın bize aktardıklarına göre, „Kırmanciya Beleke“ kavramı, geçmişteki aşiret ve hezbetlerin çokluğunu, bölünmüşlüğünü, her kafadan bir ses çıktığını, yani her aşiretin bir kaos ortamında kendi başına otorite olmaya çalıştığını anlatıyordu.
7. Geçmişimizden Korkmamalıyız
S. C., son yirmi yılda durmadan renk değiştirdi. Dêsim’de türkçülügün ihtiyaçlarına uygun çalıştı. Sürekli değişik maskelerle ortaya çıkıp Zaza Halkını bölmeye, parçalamaya çalışarak, bu yaptıklarıyla övünüp durdu. Günümüzde de Zaza Halkının özgürlük mücadelesine karşı sürekli bölme çabasındadır. Kullanmakta olduğu en tehlikeli metot Alevi Zaza İnancını, Sünni Zazalara karşı mezhep kışkırtıcılğına alet etmesidir. Zaza Birliğine düşmanlık yapmaya devam ediyor.
S. C., Zazalar arasındaki diyalogun büyüdüğünü; Zazaların, Alevi ve Sünni Düşmanlığını aşarak etnik (milli) meselelerini konuşmaya başladıklarını gördü. Bunun üzerine yeni arayışlara girdi. Bu defa da Zaza Kimliğine karşı olarak bir kimliksizlik hortlatma işine girişti. Amacı: Türklerin sistematik olarak uyguladığı, soykırım, takip ve baskıdan çaresiz, şaşkın, karmakarışık kafaları daha da karıştırarak 11
12
bölüp parçalamak ve Zazaların milli bir kimlik etrafinda legal örgütlenmelerini daha işin başında engellemektir. S.C.’in yaptığı Zaza düşmanlığının resmi Türk ırkçılarının yaptığından bir farkı yoktur.
Bu tehlikelere karşı neler yapabiliriz?
1. Bize karşı olanların hakkımızda bugüne kadar yazıp çizdiklerini sorgulamayı, sahte tarihlere “hayır!” demeyi öğrenmeliyiz. Zaza Halkı gerçek tarihini kendisi yazacaktır.
2. Olaylar ve tecrübeler, yabancıya güven duyarak selamete çıkamadığımızı durmadan gösteriyor. Tam tersine yabancılara yanaştıkça bataklığa biraz daha batmakta olduğumuzu hepimiz görüyoruz. Bu nedenle gecikmeden kendimize güven duymayı öğrenmeliyiz.
3. Sey Rıza’nın „Karga bülbül olmaz.” meşhur sözüyle dile getirdiği gibi, S. C. ve onun gibiler asla halkımıza önder olamaz. Aynı şey diğer türkçüler ya da kürtçüler için de geçerlidir.
4. Dêsim Zaza Soykırımını, mahkemeye taşımak, S. C. gibi sinsi türkçü ve Zaza düşmanlarının işi değildir. Bu iş Zaza Ulusal Hareket’nin işidir. Şartlar yaratılınca adamakıllı yapılacaktır.
5. Kuzu postunda kurtlar içimizdedir. İçeriden bizi bize vurdurtuyorlar. Bizi bize kemirtiyorlar. Bu kurtlar, basını, yayını, tekniği, kurnaz taktikleri ve devletin sunduğu dev imkanları, Zazaların Birligine karşı kullanıyorlar. Bu nedenle okuduklarımızı, duyduklarımızı; Türk, Kürt ve Alevi TV yayınlarında gördüklerimizi, bu yazıda anlatılan gerçekleri göz önüne alarak yorumlamalıyız
6. Her halkta olduğu gibi, Zaza Halkının tarihinde de olumlu veya olumsuz olaylar olmuştur. Zazalar Alevisiyle, Sünnisiyle aynı dili konuşan bir halktır, baskı ve zulüm altındadır. Haklarını mücadele ederek almalıdır. Fakat buna ancak ulusal birliğin kurulmasıyla varılır. Bu birliğin sağlanmasında düşman güçler her türlü hile, propaganda ve karşı çalışmayla engel olmaya çalışacaktır. Özgürlük mücadelesinin bir gereği olarak bu oyunların boşa çıkarılması gerekir. Alevi ve Sünni kesim birleşmezse, ikisi de Türk ve Kürt baskıları altında ezilip yok olacaktır. Onun için hertürlü türkçü ve kürtçü demagogun karanlık oyunlarından, propaganda tuzağından kaçınmalıdır. Böylesi propagandaları ciddiye almadan, kendi kurtuluş mücadelemiz için çalışmalıyız.
7. Zaza Milli Kimliğimizi inkar ederek, bu kimlik yerine uyduruk kimliklere sarılmamız kurtuluş olamaz. Biz geçmişimizden vazgeçsek bile, geçmişimiz bizi hep takip edecektir. Çare Zaza geçmişimizden vazgeçmekte değildir. Çare, geçmişimizi geleceğimiz için doğru analiz etmektedir.
Not:
Bu makale şu dergiden alınmıştır: Çıme, Umar 9, 2008, Augsburg /Almanya, sayfa 14-31.
Logged
Sayfa: [1] Bu Konuyu Gönder Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Sansa Deresi Derneği Forumu - deresanse@gmail.com | Powered by SMF 1.0.8.
© 2001-2006, Lewis Media. All Rights Reserved.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!